22 Ağustos 2017 Salı

bebeklerim için ''iyi ki''lerim.. #vol1


    başlık sanki biraz romantik oldu ama konu aslında pek öyle sayılmaz :) bebeklerim zaten benim         iyikilerim de ben burada onlar için iyi ki almışım dediklerimi yazacağım , aslında daha çok kendim     için , ve bu daha başlangıç .. ilk olarak üstte gördüğünüz 'mothercare' bebek bakım seti heralde ilk bir yılımızda doya doya hunhanca kullandığım tek ürün diyebilirim , aslında yok törpüymüş yok makasmış diş fırçasıymış asla almayı düşündüğüm şeyler değildi , bunu sadece derli toplu bir çanta içinde durduğu için tercih ettim , ama çanta benim elim ayağım oldu , tırmak makası ve törpüler bizim çok işimizi gördü , saç fırçalarını da her banyo sonrası kullandık, ayrıca çantaya bir çok ürün ekledim örneğin o gördüğünüz kulak çöplerini , fotoğrafta göremediğiniz ama her banyo sonrası kullandığımız o meşhur 'otribebe' sümük hüptürüğünü , ve serumfzyolojikleri, hepsini çantaya rahatlıkla sığdırabildim . özellikle de seyahatlerimizde  her zaman kurtarıcımız oldu, her banyo sonrası ikizleri yatırıp şu çantayı önümüze açıyoruz burunsa burun kulaksa kulak saç tırnak, hatta oyalanmaları içinde diş fırcası ve burun çekme aparatını(gördüğünüz pek işe yaramıyor) ellerine verdik mi çantadaki herşeyi hakkıyla kullanmış oluyorduk,  günlük rutinimizin vazgeçilmez parçası canımız bakım setimiz ,  ne çok konuştum yahu bi çanta için :) inşallah unuttuğum şeyler yoktur ;) şiddetle tavsiye edilir..

                                                                    *****
gelelim bir diğer iyi ki almışım dediğim ürünlere ; kumaş sepetler ,
bunları aladabilirsiniz yapadabilirsiniz bazı eli becerikli dikişsever arkadaşlarımız çok var aramızda
iki metre kot kumaş bir parça da halat ipler işte size sepetler
ben aslında bunları 'mudo concept' den almıştım , benim oğlanların dolabını kendimiz çizip yaptırdık, ve iki raf arası bu sepet boylarına göre boşluk bıraktırdım ki bu sepetleri güzelce oraya çekmece havasında yerleştirebileyim yeri geldiğinde de dolaptan çekip rahatça çıkarabileyim istedim , çünkü bu tür isteklerim hiç bitmez . birinin içine çorap birinin içine kirlilerini koyarım hem göz önünde de durmamış olur dedim , ama ilk aylar hiç de öyle olmadı :) hep gözümüzün önünde durdu sepetçikler..



her an elimin altında olması gereken bebek bezleri ıslak mendil  ve pişik kremleri haliyle bi sepeti kapladı , artık ben nereye o sepette oraya gitti , en son yatağımızın baş ucu şifoniyerinin altında yerini buldu , bir diğeri bakım çantamız tabi ki bakımlıyız da epey , içerisinde banyo sonrası masaj yağlarımız vücut nemlendiricilerimiz  pudralar ve tabi ki bakım setimiz yerini aldı , en sonuncuda da ikizlerim den biri egzamalı ve ikisi de kolik bebekler oldukları için çeşitli bitkisel şuruplar egzama kremleri deneyip deneyip bir türlü fayda göremediğimiz ilaçlar vardı,,

 

ben bu sepet olayının faydasını ilk aylarda çok gördüm rahatlıkla elimin altında ve düzenli oldukları için bebeklerle uğraşırken bazı şeyleri arayacağım diye uğraşmadım , zaten onlar bizim yanımızda yattıkları için düzenleri de bizim odamızda yerini almıştı ,
onun haricinde mutfak ve oturma odam alt katta olduğu için iki sepette oraya aldım 'madamcoco' dan bez sepeti ve oyuncak sepeti olarak işlevlerine devam ediyorlar..

artık benim ikizlerim yaşlarını geçtiklerine göre sanırım kafam da biraz rahatlamıştır diye umaraktan tecrübelerimi yavaş yavaş anlatmaya başlıyorum diyerek bu postu sonlandıracaktım ki aklıma asıl en çok ve muhakkak ve kesinlikle almanızı tavsiye ettiğim bir ürün geldi,,,

KORBELL bebek bezi çöp kovası , ben bunu ilk önce sevgili Zehra'nın /ilk-3-ayda-olmazsa-olmazlarmz. postun da görmüştüm , (sağolsun öyle bir yayınlar hazırlıyor kı içinde yok yok ) // http://www.zehranesoyler.com/
bende balkon kovamın yanına küçük bir bez çöp kovası almıştım , ama  insan gerçekten gecenin bi vakti yarı açık gözüyle değiştirdiği bezleri çıkıp balkona atamıyor ,o sebeple kesinlikle bu korbell kokuyu hapseden çöp kutusundan da iyi ki almışız diyoruz kendi odamızda duruyor hiç koku yok , içinde ki poşeti değiştirirken de ölüp ölüp dirilyoruz tabi :D bunu da e-bebekler de bulabilirsiniz ..

sanırım şimdilik bahsedeceklerim bu kadardı diğer yayınlarda görüşmek üzere esenlikler dilerim ....

11 Temmuz 2017 Salı

ikili delilik ve tatil bayramları;






o bol yağışlı serin soğuk ramazan günlerinin geçmesi ve haziranın bitmesiyle 45 derecelik bir temmuzun bizi karşılaması bir oldu ve tabi ki herkes gibi bizde kendimzi akdenizin kaynar sularında bulduk , tatile giderken yapılmaması gereken hataların en başında doğru tarih doğru yer olmalıydı..
kendimce bir tatil düsturum varsa o da şudur ki kesinlikle suyu güzel olacak ve kesinlikle yazın sonunda gidilecek. çünkü neden sizde artistik haşemalarınızla tuhaf bi şekilde güneşlenip yaz boyu bütün düğünlere kızarık ve amele yanıklarıyla gitmek istemezsiniz :S

gel gelelim bu sene öyle olmadı tabi bayram telaşıyla Burdur'umu canım memleketimi de ziyaret listesine ekleyince  e malum burdur da tristik mekanlara yakınlığıyla bilinince , başladı bize ikizlerle tatil macerası :)




aslında günü birlik bile gidip gelmeyi düşündük  antalya burdur a 1 buçuk 2 saat mesafede olduğu için  bebeklerle bi gece kalalım dedik sonra iki geceye çıkarttık, biraz daha kalsak olurmuş ,
otele gelecek olursak gittiğimiz yer Antalya Kemer de Rixos Premium Tekirova oteliydi , bizim asıl gitme sebebimiz ise phasalis ti dünyaca ünlü antik kent ve efsane plajı , o yüzden yakınlarda bi pansiyonlarda kalırsak düşüncesiyle yanıma tarhana çorbamı bile almıştım çocuklar için , ama tam teşekkürlü bir otelde tabi ki öyle şeylere ihtiyaç duyulmuyor ,
tekirova rixos da özellikle çocuklu aileler için tam teşekkürlü bir oteldi , çocukların ve bebeklerin bakıcılarından tutunda beslenmelerine kadar oyun grupları faaliyet ve aktivitelere  dair her şey düşünülmüştü , örneğin bebeğinizi uyuttuğunuzda odanıza bir bakıcı çağırıp kendi keyfinize bakabiliyorsunuz ben öyle bi olaya girişmedim çünkü ikizlerimi ben zor zaptediyorum başkası yapamazmış gibi geldi halbuki düşününce benden iyi bakarlar da neyse :) ama bir daha gelecek olsam muhakkak sanırım ikizler bi 3 4 yaşındayken gelirim , hatta öyle büyük aqua parkları var ki biraz daha büyüseler tam tadını çıkarabilirler otelin diye düşünmekteyim.. bundan iki sene önce rixos göcek' e gtmiştik mesela o kadar sıkıcıymış ki etrafımızda ki herkes yaşlıydı sakin bir havuzu ve sessiz sedasız koyları vardı , güzel kafa dinlenir o ayrı ama çoluk çocuk olunca kafa dinleme işi başka baharlara yazlara kalıyor :)



tatilimiz için yanımıza aldıklarıma gelirsek,
huggies havuz bezi , üzerine mayo geçirsekte denizde illaki bez taktık 
slipstop'larımız , bizimkiler hala yürüyemese de.
takamasak da şapkalarımız
bol bol kolsuz atlet ve şort
muslin bezler havlular
güneş koruyucu olarak  kidstrue ve mustela yı kullandım ikizlere 
kendimiz için avene 50 spf
baby swimmer boyun simitlerimiz 
meyve püreleri meyve suları 
suluğumuz
alt değiştirmek için joker in kulan at rulosu
ateş ölçer ve calpol vazgeçilmez ikilimiz e malum diş çıkartıyoruz birde
ve bence en önemlisi ıslaklar için ayrı bir çanta onu da dechatlon dan almıştık katlanınca küçücük oluyor açınca da sırt çantası oluyor
en çok kullandığım o çanta oldu çok pratik 

sanırım yanıma çok bir şey almadım zaten hem havuz hem deniz kenarında bütün techizatlar mevcut bebek mamalarından dondurmalara meyve sularına simitlere kum kovalarına kadar görevlilerden isteyip yararlanabiliyorsunuz o yüzden çok rahat bir tatil geçirdik ,

yemeklerine hiç girmiyorum gayet başarılıydı çok da anlamam da eşimin taktirini kazanmıştı. 
ikişer çorba oluyordu çocuklar hangisini beğenirse onu veriyordum o kadar çok bebekli aile vardı ki ve yeteri kadar da mama sandalyesi önlükleri , hiç beslenme konusunda sıkıntı çekmedik diye bilirim personeller çok ilgiliydi bence işe alınırken çocukları seviyor musunuz falan gbi sorulara tabi tutuluyorlar bence, :) 
son olarak otel tabi ki muhafazakar değil, zaten çocuklarla alternatif otel tercih etmem pek mümkün değil onun dışında akdenizde her yaz ruslar sarmış sarmalamış etrafı mübarek güzel ülkemin cennet gibi koylarından denizlerinden yeşilliklerinden doğasından herkesin istifade etmesini çok isterim 
haşemayla herkes bana bakar mı diye hiç ama hiç düşünmem ve gerilmem misler gibi dalarım suya yüzerim, zaten gittiğimiz yerleri yabancılar istila ettiği için bize gayet sempatikler ne de olsa bizim topraklarımız mazallah döküveririz falan denizlere, ondan mıdır nedir hiç sesleri çıkmıyor, biz ne yapıyorsak kendi kendimize yapıyoruz maalesef ki..
velhasılı kelam ikizlerle tatilimiz çok keyifli bir anıydı onlar anlamasa da hatırlamasa biz herşeyi onlar için yapmaya başlamışız bile , kendimize nasıl vakit ayırdınız derseniz ,ayırmadık derim :) o kadar da gaddar olmayayım tabi bir kere ben ikizleri ve babamızı uyutup kaçtım onlarda bana bi kaç saat müsaade ettiler kendi kendime yüzdüm takıldım gözleme yedim insanlarla muhabbet ettim , bir kez de babamız çocukları bana bırakıp spa ya gidip masaj yaptırdı hepsi o :) 



son fotoğrafımı da Phaselis den bırakıyorum , herkese mutlu tatiller ve esenlikler diliyorum..

22 Haziran 2017 Perşembe

ikiz beyler ve süt mevzu bahsimiz ,



ikizler hakkında ;
sanırım ikiz annelerini diğer annelerden ayıran asıl konu 
iki kat bebek değil iki kat ne yapacağını bilmezlik durumu.
çünkü ikizler çok çok daha küçük doğarlar
çünkü prematüre bebek olurlar
çünkü normal bebek kıvamına gelene kadar ne düzgün beslenebilirler ne düzgün nefes alabilirler ne de rahatlıkla banyo yapabilirler,
ve tabi ki ikiside eşit muameleyi hak ederler
bu süreçte o kadar çok şey okuyoruz ki kimi umut kimi hayal kırıklığı oluyor içimizde ,
küvez maceraları da cabası
kolay mı bi anne için evladını sadece kafasında minicik b şapka ile çırıl çıplak yoğun bakımda bırakmak,
peki birini eve çıkartıp birini bırakmak zorunda olmak..
işte  ikiz anneliği o noktada zor o noktada çaresizliğin dibi.

ikiz gebelik adı koyulmuş riskli gebelikler  o yüzden ilk söyleyeceğim şey yatın sevgili okuyucular bunu öğrendiğinizde kendinize çok ama çok dikkat edin iç güdülerinize kulak verin , bebeklerinizi dinleyin , kendiniz dinledin , vay efendm ben işime devam ettim vay efendim yoğun tempoda çalıştım yok sürekli ev süpürdüm sildim bu laflara kulaklarını tıkayın siz siz olun bebekleriniz için dinlenin.
onların içinizde bir gün daha kalmaya ihtiyacı var ve bir gün daha bir gün daha...

sonra bi bakmışsınız sağ göğsünüzde biri sol göğsünüzde diğeri 
ve en çok merak edilen konu emzirme işi

yine emzirme konusunda kendi kendime söz verdiğim tek konu asla ama asla kimseyi dinlemeyeceğimdi ve sözümü de tuttum , sadece şunu sordum kendime emzirmeyi istiyor muyum evet sütün mucizesine inanıyor muyum kesinlikle evet
aman efendim emziremezsem ya sütüm gelmezse diye hayıflanacak mıyım , asla!
yeri gelir mama takviyesi de yaparım yeri gelir şekerli su da veririm diye kendime defalarca söyledim

ve başardım bebeklerimi emzirdim. bunun bir başarı değil aslında gayet olağan bir şey olduğunu gördüm  yok öyle ben emzirdim yapabilirim falan bu allahın verdiği bir lütuf
ben sadece o ilk baştaki zorlukları acımaları daha gözü açılmayayn bebeğe emme refleksi kazandırmaya çalışmayı , süt dengesini bir türlü ayarlayamayan beynimi , ve etrafımda emzirme ve ya emzirmeme konusunda ihtisas yapmış herkesi duymamayı başardım.
işte hamilelikten sonra ki en zor kısım buydu benim için çünkü ikiz bebekler
çünkü iki kat daha fazla emzirme zamanı 
iki kat daha az emzirmediğin boşluklar 

ne kadar aralıklarla emzirdiğim genelde merak konusuydu , annemin yok bebek her ağladığında emzirilir yok mırın kırın ettiği gibi ver ağzına  gibi söylemleriyle savaş vererek 2 saatte bir emzirme kuralına uydum , annem memnun kalmasa da ben gayet memnundum 
hayır bir de şöyle bir durum var zaten bir numaraları bebeğinzi aldınız zaten onu emzir yarım saat diğerini al yarım saat gitti bi saat bu arada tabi gazını çıkar altını değiştir uyut olayları bende değildi allahtan , tabi ilk zamanlar. su iç o arada süt olsun bi yarım saat uyudun uyudun sonra tekrar sil baştan  2 saat  nedir ki :)  düşünsenize 7 24 bu tempoyu , bi keresinde hatırlıyorum tam 3 saat aralıksız uyumuşum aman allahım yok böyle bir nimet , mesela o zaman bebekleri emzirmek için beni uyandırmaya kıyamamışlar vermişler mamayı çok da güzel olmuş iyi olmuş . evet ilk altı ay anne sütü evet gerçekten ikiz bebeklere sadece anne sütü gayet tabi ki yetiyor yeterdi ama bu da can ver mamayı bi anne rahat etsin yahu , benim genelde akşama doğru süt azalırdı o zaman takviye yapardık yapmasak da olurmuş ama iyi ki de yapmışız. 

bir de ikisini birden emzirme mevzusu var ki o da çok mümkün sadece ilk zamanlar bi oğlum zor emdiği için sütü gırtlağına kaçırdığı için ben tek tek emzirmeyi tercih ediyordum, ama olağan olan tek tek değil beraber emmeleriymiş bence :) daha sonra zaten hareketlenmeye başladıklarında biri emerken diğerini durdurmak, az bekle oğlum demek  pek mümkün olmuyor:) 

 sonracığıma süt yapan gıdalar zaten her yerde yazıyor, ben her gün bir ya da iki bardak rezene çayımı içerdim , su tüketmeye çalıştım ama en çok yatarken yediğim iki dilim fıstıklı baklavalar süt yapardı :) :) ve tabi ki uyku :)
onun dışında malt içecekleri de tükettim aşırı sütten mastit mi diyorlar ne kötü bişeyse ondan da oldum başıma da gelmeyen kalmadı ama hepsini yendim , yaşımıza da girdik hala bırakmaya niyetleri yok .



işte bu da ikizlerle böyle bir anımızdı , okuyan dillerinize gözlerinize sağlık der 
esenlikler dilerim..  

yine sarpa sardım ...

herkese  sevgiler saygilar pek sevdiğim blog okuucuları :)
bi önce ki yazımda yakıp yıkıp her kesin zihnine korkular saldığım doğumsal olayımı toparlamaya geldim :) çünkü üzerimden tam 1 yıl geçti up uzun 365 gün ! dolu dolu bir seneydi ..



nihayet kendime geldim .. kendimi gördüm kendimi tanıdım ve ikizlerimle birlikte bir yaşıma daha girdim, ne kadar pimpirikli olduğumu gördüm mesela ,tipik bir başak burcuydum her zaman ama asla öyle anlatılanlar kadar titizlik hastası değildim , düzensizlik dağınıklık beni hep rahatsız ederdi evet ama toplamasam da olurdu sadece içim içimi yerdi ama şimdi toplamadan süpürmeden temizlemeden duramıyorum , yorgunluktan tükensem de kendi kendime saçmala yahu dursun öyle şimdi çocuklarda uyumuşken seninde dinlenmen lazım diye iç savaş versem de yapamıyorum hiç hoş değil ve çok saçma , sürekli yaşlandığımı hissetmeme sebep olan dürtü bu ve ben buna engel olamıyorum -.-

e tabi bir de ek gıda sürecine girdiğmzde sanki bir anane eviymişçesine sabahtan yemeklerin pişmesi her daim yoğurt mayalamamız asla eksiz olmayan bir kap çorba , önüne gelen her çocuğu bi besleme doyurma çabası akıllara gelen ilk soru insanlar aç mı tok mu , gibi olaylar da yaşlılık psikolojimize katmerli fıstık sarma ,

işte size anneliğin getirileri , yine toparlayamadım ve yine aslında ne kadar güzel ne kadar yüce bir sıfat olduğunu izah edemedim , zaten annelik böyle tarifi imkansız bişeymiş tamam herkes haklıymış , çünkülerle değil rağmenlerle seven tek yürekmiş anne yüreği...

blogumu da her açtığımda bu sefer merak edilen konulara açıklık getireceğim bu defa daha faydalı ve bilgilendirici bi post yayınlayacağım diyorum diyorum yine sarıyorum psikolojik bunalım içerikli yayınlara :S  mesela 8 yıldır tertemiz bi şekilde kullandığım kimseye de dokundurmadığım laptop umu dün babamız oğlanların eline vermiş ben şok , şu an i harfimin tuşu yok ve y harfine zor basılıyor dertler bende yine derya oldu çıkıyorum ben başka bir post yazıcam oldu kib bye.
   esenlikler de diliyorum .

7 Şubat 2017 Salı

üzüldüğüm bir takım şeyler


 bu fototğrafı görünce mutsuzluğum aklıma geldi ve tabi yazasım.
allah başka dert keder vermesin ama hamilelikle annelikle gelen güzel şeylerin götürdükleriyle nasıl da savaşmışım a dostlar ,, 5 tüp lierac krem 2 tüp lierac jel bitirdim ama nafile
ikiz anneliği oh ne ala memleket tabi herkes ikiz istiyordu hani ay ikisi bi arada çıkıverip elime geliyordu , bi taşla iki kuştu.. evet öyle gerçekten
ama bu da can bu da beden.
görünenlerin arka yüzü hiç de öyle olmadı
şuracıkta ki postum da ne de güzel hazırlamışım doğum çantamı ---> doğum bohçası

hiç birini ama hiç birini kullanmadım desem yeridir sevgili arkadaşlarım
çünkü çok kötüydüm çünkü sezeryan çünkü karnım çok acıyordu çünkü bir daha asla ve asla eskisi gibi olamayacağımı anlamıştım hatta bi ara yürüyemeceğimi falan bile düşünmedim değil.

ben ki iğneden ameliyattan hastaneden çılgınlar gibi korkan biri
ben ki 33 haftamda doğurmayacağım diye ağlayan kişi
o gün dedim ki buraya kadar neredeyse patlamak üzere olan karnımla yatakta sağımdan soluma dönemez olup ayaklarımın üzerinde duramadığımı farkedince doktorumu aradık
aslında bunu farketmek çok zor olmadı . yaşadığım ızdıraplar sancılar acılar ohooo daha neler neler
ama annelik işte karnımda ne kadar kalırlarsa o kadar iyiydi ve bende dayanabildiğim yere kadar dayandım . ikiz anneleri için işte süreç bu şekilde ilerliyor sevgili hanımlar , olası erken doğum riski çok yüksek , diyelim ki erken doğum olmadı bu sefer top sizde siz tamam dediğinizde doktor ay yok biraz daha duruver falan demiyor yani . ikizlerin normal doğması gereken vakit 37 hafta civarları
benimkiler 33 de gelmeye bi çabaladılar yok dedim 35. haftamda ben pes ettim. 2 hafta da 600 gr daha almış oldular ve biri 2500 diğeri 2300 olarak yanağıma kondular..

beni epidural yapmadan önce azıcık uyutur gibi yapmışlar o bölümleri çok net hatırlayamıyorum , ama bebeklerim o ortalığı yıkan cıyak cıyak seslerini duyduğum gibi ayıldım , ayıldığım gibi de benden nasıl çıktı bunlar diye düşünmeden edemedim , hher yerleri ayrı oynuyordu elleri kolları parmakları hem ciyaklıyor hem tepiniyorlardı , o güzelim  yeşilin en iğrenç tonu olan ameliyat odası birden pespembe ardından masmavi oluvermişti ...

eşim ve ikizlerim yanımdan ayrılıp benden önce odaya alınmışlardı, bende peşlerinden hülyalı hülyalı aman da ne güzel işmiş bu sezeryan yahu diyerek mutlu mesut odama gelmiştim ama bir de ne göreyim hani benim o güzel dantelli yatak örtülerim hani bir takım süsler ... geceliklerim sabahlıklarım takılarım tokalarım .. derken acı gerçekle yüzleştim ve epidural etkisini yitirmeye başladı ağrılar bir yandan bebekler diğer yandan emzirme hırsı öteki yandan, gelip gidenler dört bir yandan ve ben yattığım o yataktan iki gün boyunca kalkmadım. bilirsiniz hemen bi kaç saat sonrasında yürümeniz gerekir , yürümedim kalkmadım hatta oturur pozisyona bile geçmedim , çünkü acım çoktu çünkü canım çok tatlıydı , canım canım <3

daha sonradan öğrendim ki o kadar acının sebebi aslında dikişler değildi , yazdıklarıma bu kadar sabreden değerli okuyucum , sebebi ikizlerden kaynaklı karnımın çok fazla büyümesi ve iç rahimde oluşan yırtıklardı.. içim yanıyordu ve şuram çok acıyor dediğim yer dikişlerimin olduğu yer değildi..
ayağa kalktığımda sanki içimde ne var ne yok aşağıya dökülecek gibiydi hatta akciğerim bile aşağıya doğru çekiliyordu ve nefes alamıyordum ..
beni okuyan annelere nacizane tavsiyem mi desem ya da yine de siz bilirsiniz ama bence korse kullanın . annem karnımı çarşafla sımsıkı sarana kadar ben rahat yürüyemedim , bu da hemen hemen 5 gün e takabül ediyor ondan sonrasında korse kullanmaya başladım hem de ağlaya ağlaya ,
ama başka türlü de yattığım yerden kalkamadım a dostlar , herkes kalkıp yürümem gerektiğini söyledi ama ben ağlaya ağlaya hepsini reddettim yalvardım beni kaldırmayın diye , bi tek görümcemin kayınvalidesine nazım geçmedi de neyse oralara girmeyeyim ... bakın 8. ayımız bitti ve ben çok güzel yürüyorum hıh! hamilelik kiloma 4.ayımda geri döndüm ve karnım toplandı . geçmeyecek sandığım o günler geçti , o yüzden yeni doğum yapanlara ve yapacaklara hep söylediğim şey şudur : ge çe cek. :)

esen kalın..






'hiç bir şey' anlatamadığım bir post



ben bu satırları yazarken acaba kaç kez klavye başından kalkacağım hatta klavyemin başına oturabilecek miyim  bilemiyorum ama en azından bilgisayarımı açabildim bloguma girebildim bu da bişey -.-
40 gün sonra...
evet bırakın klavye başından kalkmayı toptan bilgisayarın başından kalktım hatta evden gittim bi ay boyunca da gelmedim
sonra tekrar geldim tekrar gittim yılbaşı geldi geçti yarı yıl tatili oldu annemler geldiler gittiler...
derken saat 10 sularıylı bebeklerimi uyuttum , soğumayı bekleyen kaynar süte küçük serçe parmağımı batırdım ve gururla mayaladım inşallah sabaha yoğurt olursun sevimli sey diyerek onun adına dua ettim ve oradan uzaklaştım , laptop u kaptığım gibi yatağıma uzandım ve o sütlü küçük serçe parmağımı bu kez de klavyeyle buluşturdum ..
...
her ay ikizlerimle yaşadığım olayları satırlara dökeyim derken 8 aylık olmuşuz bile, şu an bu post'a eklediğim fotoğraftaki ayakkabılara bakıyorum da hayret ediyorum , sonra bakmaya devam ediyorum  ve bakıyorum epey bi müddet yazmak istiyor ama hala boş boş bakıyorum ve diyorum keşke şu postuma bi başlık atsaymışım da neyden bahsedeceğimi bari hatırlasaymışım...

rabbim her isteyene hatta istemeyene de evlat kokusunu tattırsın , onları kucağıma aldığım (yanağıma) anda ki mutluluğu tarif etmeye ne benim dilim ne kelimelerin gücü yeter hatta o an'a mutluluk demek bile ne kadar da küçük birşey...

küçük eller
küçücük ayak parmakları
o burunları
yok denecek ağızları
mis kokan ağızları..

....

4 Haziran 2016 Cumartesi

doğum bohçası...


geri sayımlar ...
son günlerimizi beklerken nihayet hastane çantamızı da tamamlayabildik :) 
bir aferin daha bize !
hastane çantamız biraz bohça işine dönüştü ama olsun bir şeylere özenmek etrafındakilerin senden daha çok özendiğini görmek nasıl güzel 
hatta ben aman ya  ben sağ salim adamlarımı elime alayım evimize geleyim başka da bir şey istemem derken, onda da gözüm yok bunda da gözüm yok diye sızlanırken , ve de kıvrım kıvrım kıvranırken , suratsız ve gergin dolanırken , her şeyi  birbirinden  güzel dört dörtlük tamamlayan
kayınvalidemin
annemin
görümcelerimin
kızkardeşlerimin
babalarımın
ve tabiki bu kadar uyuzlanıp duran , hiç bir şeyden memnun olmayan, sürekli çemkirik yediği karısına böyle güzel tahammül edebilen
adamın
eşimin canımın ciğerimin
hakkını kesinlikle ne yapsam ödeyemem


***

sanırım artık her şey tamam bir tek onlar eksik...  içimde sıkışık şeyler :) 
ilerde cicili bicili keselere koyduğumuz hastane çıkışlarını gördüklerinde inşallah  bunlar ne be demezler :) ama ikiz bebekleri olanlar için en önemli şeylerden biri bence bu paketleme işi her birinin battaniyesinden çorabına zıbınını eldivenini şapkasını ayırıp ayırıp 3 er tane ayrı takım yaptık birer de yedek  tulum koyduk oldu bize toplam da 8 adet bebek kıyafeti :) 




fotoğraflarda gördüğünüz gri saten takım kayınvalideciğimin sabahlık hediyesi
gri düz bir sabahlığın üzerine dantel almış bize de dikmek düştü :) aslında kendisi diktirip verecekmiş ama ben doğum telaşıyla hastaneye yattığım için herkesi biraz paniğe soktum sanırım ..
bir önce ki postta karalamıştım şuracıkta..
sonrasında annemde gidip aynı dantelden alıp gri bir pike takımı diktirmiş hastane odası için <3
iki küçük beyaz süslü ve işli kesenin içinde hemşirelere verilecek ilk hastane çıkışlarımız var
pembe kesenin içinde de benimkiler
büyük beyaz bohçamızda da yedek takımlarımız var ...


söz bohçasında nişan bohçasında damat bohçasında olduğu gibi hastane bohçamızda da internet sağolsun bir çok liste kurcalamıştım  size de kolaylık olsun diye bir liste de ben veriyorum :)

benim çantam da olanlar ;

1 gecelik
1 pijama takımı
1 sabahlık  
2 çorap ve hastane terliği şiş ayaklarımıza göre 
rahat şallarımızdan tülbentlerimizden 
ben aslında bone şal alcaktım da alamadım :) 
sonraa
emzirme sütyeni hamile çamaşırı ve atlet


bebeklerimize
2 şer adet tam takım hastane çıkışı koydum ben 
2 şer tulumlu takım ve zıbınları
bebek bezleri
alt silme pamuğu ve ıslak mendil
birde boş fısfıslı bir şişeye zeytin yağı koyduk sonrasında bebekleri güzelcene yağlamak için
ağız mendilleri



ve tabi ki madam coco'cum makyaj ve bakım çantamız

tokalarımız tarağımız
el sabunu
diş fırçaları refakatçılarımızı da düşünelim 
macun
yüz temizleme pamuğu ve kremi
göğüs pedleri
vücut havlusu
el havlusu 
şampuan 
 2 de oje koymuşum :)

bir de ameliyat için zorla çıkartmaya çalıştıkları takılarımı şimdiden bir kutuya koydum , doğumdan çıkar çıkmaz takacağım . hıh! 

şimdi onlar düşünsün! bende esenlikler dileyeyim... :*




bebeklerim için ''iyi ki''lerim.. #vol1

    başlık sanki biraz romantik oldu ama konu aslında pek öyle sayılmaz :) bebeklerim zaten benim         iyikilerim de ben burada onlar...