30 Kasım 2012 Cuma

çayınızın yanına alın : huzurevi sakinleriii :)


huzur da kimmiş neymiş nasılmış niyeymiş derken gecen hafta üniversitemiz bağlantısıyla sosyal sorumluluk projesinin içinde bulduk kendimizi... davet edildiğimiz için minnettar icabet ettiğimiz için mutluyuz.. gönül istedi ki hayat koşuşturmacasını bitirmiş ununu elemiş elegini asmış eh biraz da yaşını başını almış büyüklerimizi ve yoldaşlarını şöyle el ele diz dize bir şömine başında ağırlayalım.. ama 'hayat bu' diyerek kenara  çekildiğimiz durum yaptıgımız yanlışlar bencillikler saygısızlıklar sevgisizlikler bizi en ihtiyacımız oldugunda baş başa oturtmaktansa apayrı köşelere koymayı uygun görüyormuş.. işte biz de bu kenarda ki yanlız kalpleri, yani huzur evi sakinlerini konuk ettik böyle bir mekanda..



 her misafire birer öğrenci olmak üzre dağıldık ve başladık sohbet muhabbete :) antalacak o kadar çok şeyleri var lakin dinleyenleri yok.. her gün birbirilerine anlatıp hayat ezberliyorlar.. bu seferde biz dinleyelim dedik. bir dedik bin ah işittik derinlerden..  70 80 yaşına gelmişler kırılmışlar belli ama hala bağlılar hayata.. benden cok hatta ;) kiminin unutamağı eşi, kiminin ayrılmak zorunda kaldıgı cocukları, kiminin çaresiz yanlızlıkları kiminin cok büyük acıları, kimininse keyfi keyif halleri vardı:) hele bir amcam vardı ki 20 yıl önce ayrılmış karısından daha yeni boşanma davası acmışlar.. hakkı olan evi alır almaz satıp parasıyla kendine profosyonel fotograf makinası alıp çekimler yapacagını anlatırken bir yandan da eşinden nefretle bahsediyordu sonra iki dakika geçiyor ve o cümleler dökülüyordu ağzından.. :
 'ben onu çok sevmiştim be kızım!'
nerden bilebilirdi ki böylesine onsuz kalacağını..
ama hakkı olan evi alacaktı netice de şimdilik bunun hayali kafiydi ona:)

ne mutsuz bir post yazdım böyle:(
aslında çok da eğlendik.. onlar nasılda tatlılardı cocuk gibiydiler gercektende biz hepsinden ayrı ayrı dersimizi alıp gönüllerini yaptıktan sonra saz esliğinde sarkılar söyledik oyunlar oynadık.. hatta oynadılar :)





velhasılı kelam gitmek ve bir el öpmek gerek.. dinlemek gerek onları.
 anlamak kimi zaman. küçük küçük hediyelerde götürmek gerek çünkü ihtiyacları olan şey 'düşünüldüklerini bilmek' 

****

yaşlanmasına şaşırdıgım emekli bir koministin seminerine katıldım bu akşam. Engin Noyan :)
üçüncü dinleyişimdi bu. her defasında daha yaşlı görüp şaşırsamda konusmaya ve o mimiklerini konusturmaya başlayınca ne kadar genç olduğunu anlıyorum:) 

yine epey güldürdü lakin konusu derindi..  ilahi protokolde 3.sırada ki adamdır dedi 'mümin'. ashab-ı kiram'ın kıskandıgı 'kardeş' sıfatında ki ümmeti anlattı. bizi.. sonra yaşlı genc siyah beyaz o cemaat bu tarikaat şu kafa bu kafa demeden nasıl kardeş olunacagını.. birde gönlü peygamber kardesliğindeki eşleri... o eşleri anlattı.. konusması bitince bir çekiliş düzenlendi.. çekilişte cıkan iki kişi de evli bir çift çıkmasın mı.. kaç kişilik  salonda ikisine cıkması büyük tesadüf:)  yine esprili bir havayla ama 'siz kardestiniz evlenemezsiniz' diyerek de konuyu bağladı..
alttaki resim de bana çıkmayan şanssız sayı :(


efendim son olarak da dip fotograflarıma gelecek olursak, geçenlerde mini mini birlerin resim sergilerini şöyle bir turlamıstım da gözüme takılanlar oldu 2 soruyu sormadan geçemedim kendime.. 
   1) nereye gidiyor bu gençlik?
   2) ne olacak bu ülkenin hali? 

                   :)  
 burası soğuk soğuk odalar yoksun neye yarar. /adlı çalışma ile/..tepesi atmış yavrucak


 oy uğraşmış bir de yavrucaklar:) esenlikler dilerim efendim..



19 Kasım 2012 Pazartesi

Burada Pazar Pazar Kendi çaplarında Piknik Yapanlar Var!

evet evet pazar deyince piknik ile bütünleşmiş düşünceler çoktur..  benim de eskiden öyleydi. o zamanlar şehir merkezindeydik ve her pazar yeşillik görelim koklayalım dokunalım keyiflenelim diye küçük piknikler yapardık. sonra sessiz sakin huzurlu bir yere taşındık cok sükür ufak bir bahçe yeşilliğimiz bize yeter oldu.. biz de piknikleri eskisi kadar sık yapmamaya başladık.

neyse kendimize pek sağlıklı meyve salatası yaptık kaplarımıza koyduk:) 

 elmamızı da elimizde yedik:)
 

  birde ben küçükkene Cumhuriyet cocuk parkı vardı Kocaeli de :) atlı karıncası vardı birde her haftasonu muhakkak gider binerdim eh o zman bir evin bir kızıyım tabi. kim derdi ki peşimden 3 tane daha gelicek =7  
 gel zaman git zaman büşra 20 yaşına gelince bir kardeşi daha olmuş. o biraz ''kardeş'' gibi olmuyor o zman. tabi hal böyle olunca onu alıp parklara pikniklere götürme işi de bana kalmış:)

 ama biz küçümen hanımla pek iyi anlaşıyoruz. hele bu aralar sanki ondan başka birşeyim yokmuş gibi davranıyorum hayatta.. seni çalışıp ben okutacağım gibi sözler falan verir oldum. kızım gibi. kızım hatta o benim .) haberi ilk öğrendigimde ne kadar kabullenemesem de şimdi iyi ki var. ben onu parklara bağlara bahçelere götürmeyeyim de kimi götüreyim <3


***


**giderkende dip fotograflarıma huzurun bir resmini koyup gideyim. ^mutluluk^ gerçekten ilginç bir olgu bence. hayatta 'eksik'leriniz ne kadar 'büyük' ne kadar 'derin' ne kadar çok olursa olsun ufacık minicik şeyler, hatta belki bir ufuk çizgisi, bir rüzgarın yumuşak dokunuşu bu hayattan lezzet alıp mutlu olmaya kafi :) mutlu olmayı biliyorsak tabi..


 
**
    ben her sabah böyle bir yolu inip otobüs durağıma ulaştığım için mutluyum <3
bu kare benim için hep şükür tablosu:)

esenlikler dilerim:)


10 Kasım 2012 Cumartesi

Babaannem'gil' e Hoşgeldiniz :)


Bayram seyran olur,, bizde Burdur da oluruz :) Burdur Akdeniz de küçük bir şehir.. kendi halinde kendi çapında etrafından pek etkilenmeyen sade bir ilimiz.benimde anneannemin babaannemin ve benzeri akrabalarımın içinde bulundukları memleketim.) 

Burdur çok eski ilk yerleşim yerlerinden biri.. ayrıca antik kentleri ile de zengin bir şehir. 

bu görmüş olduğunuz kapı da benim dedem ve babaannemin birlikte kurdukları evin sokak kapısı. eskiden her akşam bütün sokak kendi kapısının önüne çıkar, o yanlarda görmüş oldugunuz taburelere ve ya kaldırımlara oturur, sohbet muhabbet ederlerdi. ben cok severdim o akşamları. ve o akşamları sağlayan aslında o mahallenin bayan muhtarı ayşen teyzeydi. o gitti kimse bir daha çıkmaz oldu kapı önüne sokağa.. 6 7 saat yoldan sonra memleketimize vardiğimizda bizi bir mahalle dolusu insan karşılardı vaktiyle orda:)


 


 heralde eskileri benden çok özleyen yoktur.. bunca yeniliğin bunca teknolojinin hayranlığı bir yana ağaoğlunun konutlarına girip taksit ödemeye çalışmaktansa sakin bir yerden arsa bulup kendi emeğimle evimi yapsam benden keyiflisi mutlusu olamaz..  tamamen emekli mantiğiyla doğmuşum sanırım.. 
 işte bu evde vakti zamanında o amacla alınmıs ve her gecen yıl bir oda, bir oda daha ve bir oda daha eklenerek benim zamanıma kadar gelmiş.. yollarını da babaannemin çiçekleri sarmış..  birde aşağıda gördüğümüz taze meyvelerin ve kurutulmus sebzelerin cümbüşü :) en sevdiklerim!her evde her sokakta görmek mümkün :) e birde şikayet etmek gerekirse bu evin işi hiç bitmiyor tabi :D 

dedemin yılların birikimiyle oluşmuş atolyesi.. içinde benim çocukluktan kalmış pembe kemerim bile var :) olurda lazım olursa diye :)


 bu bayram yeni sonradan çocukların ve torunların el birliğiyle yapmış oldugu 'baca' etrafına topladı bizi.. malum hal kurban bayramı olunca her gün ayrı pişti etler orda :)
 

Burdur da bayram deyince akla önce su böreği gelir ardından baklava ardından sütlü kahve,  şeker, kolanya ve bayram tabi ki harclığı :))
su böreği pek meşakkatli iştir o hamurun yoğurulması 30 tane bezeyi açmak 4 e bölmek kaynar su da pişirip kevgirle tek tek yapıştırmadan suyunu süzdürmek ve sonrasında tepsiye dizmek ve sabırla ateşte döndüre döndüre pişirmek .. saatlerce uğraşınca bayramın 2. gününe kalmaması insanı biraz üzüyor haliyle ama olsun..
kısa bir tariften sonra fotografları görebiliriz:)
 dedeim atölyesinden bulduğum nazar boncuğunuda hemen el emeği göz nuru bacamıza astım :)  'gomşuların gözü kalmasın' :)





ve mutlu son :) 

son demişken Burdur a yolunuz düşerse meşhur mu meşhur ceviz ezmesinin tanına bakmayı da sakın unutmayın :)



 ve geleyim müsadenizle dip fotograflarıma :)
bu bayram bu çikolatayı çok beğendim <3 elit in madlen çikolatası:)


ve son olarakta eğer anneannler babaanneler torunlarıyla birlikte her salı bütün burdur halkının toplandığı salı pazarına giderken, kollarına torunlarını takıp şöyle salınmak isterlerse bunun bedeli bir elma şekeri kadar ağır olur :)


esen kalalımm:)

bebeklerim için ''iyi ki''lerim.. #vol1

    başlık sanki biraz romantik oldu ama konu aslında pek öyle sayılmaz :) bebeklerim zaten benim         iyikilerim de ben burada onlar...