bu kız ;

bu kız ;
topukluda 36, klasik ayakkabıda 37 giyen ,
36 bucuklu ayakkabı numarasından muzdarip bir kız
dır,,

30 Kasım 2012 Cuma

çayınızın yanına alın : huzurevi sakinleriii :)


huzur da kimmiş neymiş nasılmış niyeymiş derken gecen hafta üniversitemiz bağlantısıyla sosyal sorumluluk projesinin içinde bulduk kendimizi... davet edildiğimiz için minnettar icabet ettiğimiz için mutluyuz.. gönül istedi ki hayat koşuşturmacasını bitirmiş ununu elemiş elegini asmış eh biraz da yaşını başını almış büyüklerimizi ve yoldaşlarını şöyle el ele diz dize bir şömine başında ağırlayalım.. ama 'hayat bu' diyerek kenara  çekildiğimiz durum yaptıgımız yanlışlar bencillikler saygısızlıklar sevgisizlikler bizi en ihtiyacımız oldugunda baş başa oturtmaktansa apayrı köşelere koymayı uygun görüyormuş.. işte biz de bu kenarda ki yanlız kalpleri, yani huzur evi sakinlerini konuk ettik böyle bir mekanda..



 her misafire birer öğrenci olmak üzre dağıldık ve başladık sohbet muhabbete :) antalacak o kadar çok şeyleri var lakin dinleyenleri yok.. her gün birbirilerine anlatıp hayat ezberliyorlar.. bu seferde biz dinleyelim dedik. bir dedik bin ah işittik derinlerden..  70 80 yaşına gelmişler kırılmışlar belli ama hala bağlılar hayata.. benden cok hatta ;) kiminin unutamağı eşi, kiminin ayrılmak zorunda kaldıgı cocukları, kiminin çaresiz yanlızlıkları kiminin cok büyük acıları, kimininse keyfi keyif halleri vardı:) hele bir amcam vardı ki 20 yıl önce ayrılmış karısından daha yeni boşanma davası acmışlar.. hakkı olan evi alır almaz satıp parasıyla kendine profosyonel fotograf makinası alıp çekimler yapacagını anlatırken bir yandan da eşinden nefretle bahsediyordu sonra iki dakika geçiyor ve o cümleler dökülüyordu ağzından.. :
 'ben onu çok sevmiştim be kızım!'
nerden bilebilirdi ki böylesine onsuz kalacağını..
ama hakkı olan evi alacaktı netice de şimdilik bunun hayali kafiydi ona:)

ne mutsuz bir post yazdım böyle:(
aslında çok da eğlendik.. onlar nasılda tatlılardı cocuk gibiydiler gercektende biz hepsinden ayrı ayrı dersimizi alıp gönüllerini yaptıktan sonra saz esliğinde sarkılar söyledik oyunlar oynadık.. hatta oynadılar :)





velhasılı kelam gitmek ve bir el öpmek gerek.. dinlemek gerek onları.
 anlamak kimi zaman. küçük küçük hediyelerde götürmek gerek çünkü ihtiyacları olan şey 'düşünüldüklerini bilmek' 

****

yaşlanmasına şaşırdıgım emekli bir koministin seminerine katıldım bu akşam. Engin Noyan :)
üçüncü dinleyişimdi bu. her defasında daha yaşlı görüp şaşırsamda konusmaya ve o mimiklerini konusturmaya başlayınca ne kadar genç olduğunu anlıyorum:) 

yine epey güldürdü lakin konusu derindi..  ilahi protokolde 3.sırada ki adamdır dedi 'mümin'. ashab-ı kiram'ın kıskandıgı 'kardeş' sıfatında ki ümmeti anlattı. bizi.. sonra yaşlı genc siyah beyaz o cemaat bu tarikaat şu kafa bu kafa demeden nasıl kardeş olunacagını.. birde gönlü peygamber kardesliğindeki eşleri... o eşleri anlattı.. konusması bitince bir çekiliş düzenlendi.. çekilişte cıkan iki kişi de evli bir çift çıkmasın mı.. kaç kişilik  salonda ikisine cıkması büyük tesadüf:)  yine esprili bir havayla ama 'siz kardestiniz evlenemezsiniz' diyerek de konuyu bağladı..
alttaki resim de bana çıkmayan şanssız sayı :(


efendim son olarak da dip fotograflarıma gelecek olursak, geçenlerde mini mini birlerin resim sergilerini şöyle bir turlamıstım da gözüme takılanlar oldu 2 soruyu sormadan geçemedim kendime.. 
   1) nereye gidiyor bu gençlik?
   2) ne olacak bu ülkenin hali? 

                   :)  
 burası soğuk soğuk odalar yoksun neye yarar. /adlı çalışma ile/..tepesi atmış yavrucak


 oy uğraşmış bir de yavrucaklar:) esenlikler dilerim efendim..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder