20 Mayıs 2013 Pazartesi

okula not : kapadokya'ya kadar gittim,, döneceğim.. :)


dikkat dikkat!! bu post cuma gecesi  kapadokya'ya doğru yola çıkıp pazar günü dönen  bir otobüs öğrencinin gezip görüp eğlenip, yorgun ve bitap düştüğü bir gezi yazısıdır! ve bol bol fotoğraf içermektedir :) 
son senem diye ne yapacağımı şaşırmış bir dönem geçiriyorum :) saldım büşrayı çayıra mevlam kayıra derken işte buldum kendimi kapadokya da :)
kapadokya dan biraz bahsedecek olursak geçmişe dayalı oldukça eski bir tarihi var.. bir çok medeniyet görmüş geçirmiş zatı muhterem şehrimizin en önemli özelliği; bizim Hasan dağı sayesinde volkanik tüflerden oluşan oldukca yumuşak ve oyulası taşının toprağının, zamanla güçlenip sapasağlam bir hal almasıdır efendim. eğer bu taşlar topraklar tüfler vaktiyle oyulmamışsa bu sefer erezyon ve şiddetli rüzgar ile kendi çapında şekillenir ve bölgenin karakteri 'peribacaları' olarak oturmuş olur :)  
aslında kapadokya denince akla ilk gelen peri bacaları olsa da yer altı şehirleri, kayalara oyulmuş evleri, meşhur güvercinlikleri ve cennet misali vadileri ile birçok farklı güzellikleri de vardır.. 

işte ilk durağımız ''ıhlara vadisi''  :)  
 tam 380 basamağı indik sonra da çıktık :) 

 ıhlara vadisi de yine bizim Hasan Dağının marifeti :) vaktiyle yine patlamış ve epey kalın bir tüf tabakası oluşturmuş. bu tüflerin oluşturduğu şiddetli basınç yer yer çatlamış ve sıcak sular yüzeye cıkmış ve melendiz çayının da ısrarıyla ıhlara vadisini oluşturan çökme olayı gerçeklermiş :) 15 km uzunluğundaki bu vadinin yüksekliği 70 ila 100 metre arasında değişiyormuş.

 burası tam bir dinsel mekan :) insanlar bulmuşlar sessiz sakin cennet misali mekanı ortasından da gürül gürül su akıyor misler gibi daha ne olsun ver elini ibadet edelim demişler :D iyi de yapmışlar,,
 bize de  100e yakın kilise bırakmışlar,, lakin yalnızca bir kısmı gezilebilir halde kalmış..

hititlerin elinden persler burayı almış sonra büyük iskender persleri yenilgiye uğratmış lakin kapadokya dirençli cıkmış,, kendi çaplarında kapadokya krallığı kurmuşlar, fakat zamanla roma burayı ele geçirmiş. e bi zaman sonra hristiyanlar da gelmiş tabii. romalılarda bunlara rahat vermeyince ıhlara vadisine sığınmışlar ve bir çok kilise oyup dinlerini yaymaya devam etmişler.

tarih bu ya hızla akıp geçmiş zaman  bizim atalarımız Selçuklular ve Osmanlılar da buralara hakimken de Hristiyanlar rahat bir şekilde ibadetlerine devam etmişler daha sonra 1924 yılında yapılan bir mübadele sonucu bize çok güzel mimari eserler bırakarak gitmişler,, arkalarında birçok sey anlatan kiliselerin 4 bir yanına duvarına kapısına tavanına taşına topragına resmettikleri kalmış.. :)
380 basamağı indiğimize değdi :)   ve yüzlerce basamağı indiği gibi çıkan 36buçuk numaraları ayakkabılarımızın zafer pozu! :P

ikinci durağımız Kaymaklı yer altı şehri :) magmaya doğru tam 8 kat!! eksi 8 ! zeminden 8 kat aşağısı ! 
dedilerki klostrofobi si olan girmesin! iyi dedim bende girmiyim madem napıyım :D onca yolu geldim ama yeraltı şehrine giremedim :( benim için buranın fotğraflarını çeken arkadaşıma pek çok teşekkürlerimi iletirim:)
8 katınyanlızca 4 katı gezilebiliyormuş ve bu son katta eksi 20 metreye kadar iniliyormuş :o  havalarında sistemi cok iyi yapılmış  bu yeraltı sehrinde evlerden ziyade hayvan barınakları kiliseler ve mezarlıkları buluyormuş :o
 kilise dedim ama içeride yogaya oturmuş arkadaşlarımız da varmış:):) yerin kaç metre altındalar.. vaktiyle insanlar burada nasıl yaşam sürmüş hala aklım almıyor :D o zamanlar benim gibi klostrofobisi olanlar ne yapıyormuş acaba:)
 gezi de birbirinden farklı ayakkabı numaraları olan mimarlık ve tasarım fakültesinin öğrencileriydik :) birbirimizle hiç derdimiz olmadı hep beraber milyon tane fotoğraf çekildik ve facebookda olsun instagramda olsun geziye katılmayan arkadaşlarımızı canından bezdirdik ;)

lakin nazar boncuğu gibi yakamıza firketelenmiş bir de rehberimiz vardı kiii düşman başına :D rehber bile değilmiş gerci de neyse,, beyfendi kalkmış zaten planımızda olmayan 25 çeşitlik kahvaltımızı 40 çeşide çıkarmış! hayır ne gerek var!  :D e sonra neymiş testi kebabını yemezsek olmazmış bizim için en makulunu en minimumunu düşünmüş,, e ona da boyun eğdik gittik,, meğer minimum dediği testi kebabının küçücük sütlaç güvecine koyulmuş haliymiş :D zorla yapılmış iki öğünden aldığı iki büyük 'hayır'la rehberi uğurladık:) yoksa 3.hayır da muhakkak katılmamız gereken Türk gecesinden gelecekti bekleyemedik :D

eveeet bunca dertten kederden sonra gelelim gezinin en sevdiğim kısmına : kaldığımız otele:) : Nazımın Cave Hoteli :D http://www.cheznazim.com/

otelimiz tam kapadokya oteliydi:) taştan ahşaptan misler gibi otantik bir mekandı .)



açık büfe kahvaltımız da pek keyifliydi :)





 gezip tozup iyice yorulduktan sonra otele gelip esyalarımızı bıraktık biraz dinlendikten sonra güneşin batışını izlemek için tepeye çıktık:)  otelimizi ve otobüsümüzü yuvarlak içine aldım ki hatırası kalsın :) oteli kalp içine de alabilirdim aslında neyse artık ;) güneşin batışını izliyorduk değil mi,, evet çok romantik:) babama okulla kapadokyaya gidicez dediğimde 'aman boşver ilerde eşinle gidersin demişti' :D haklıymış!
 işte battı. bir gün daha bitti ve ömür defterinden bir sayfa daha eksildi.. sevdiği yanında olanlara belki çok daha başka güzeldi batan güneş ve biten bu gün..  akşam güneşi elbet güzel vuruyordu sevilenin gözlerine:)
e biz yalnızlarında fotograf çekilmek için bahanesiydi dillerden düşmeyen ''buranın ışığı çook güzelmişş yaaa'' sözü :D akşam güneşi bahane fotoğraflar şahane! :)

***
ve geldik ikinci güne :) 


giyindik kuşandık kahvaltımızı yapıp otelden ayrıldık :( doğru ''üç güzellere'' gittik :) erezyon sonucu birisi uçmuş kalmış iki güzel diye bir söylenti vardı.. ve bunlara dair birbirinden farklı birçok efsane:)

 işte o güzel peribacaları :)


 bir sonraki durağımız üç hisar kalesiydi kaleye doğruyu yürürken birçok nevşehir bez bebeği bizi karşıladı :) Türk ziyaretçileri hiç talep göstermiyormuş bu bebeklere hep fransızlar yunanlılar alıyormuş.. ama eminim hepimizin evinde birer tane vardır bu bebeklerden :D



hediyelik eşyalarımızı da aldıktan sonra son vazifelerimizi yerine getirmek üzere tekrar yola çıktık ve düştük bir dilek ağacının dibine.. :) 



 ne çok dileğimiz vardı kim bilir.. geleceğe dair birçok isteğimiz hayalimiz.. bu çocukların hepsi yarın bir gün mezun olacaklardı.. mimar olacaklardı içmimar olacaklardı.. bakalım ne olacaklardı:) herkesin bir duası vardı dilinden yüreğinden düşürmediği.
 dilek ağacı bahaneydi belki ama dileklerimiz dua olup kabul olsundu..

***
ve at çiftliği :) kapadokyanın güzel atlarıyla meşhur olduğunu söylemişmiydim :D söylemediysem hemen belirteyim ,, malum ismini dahi bu sebeple almış. vaktiyle persler bu civarda hüküm sürerken buraya ''güzel atlar diyarı'' anlamına gelen   "Katpatuka" ismini vermişler. zamanla bizde kapadokya demişiz:)


 atları sevdik okşadık gıdıkladık ,, isteyen arkadaşlar da at bindiler ne güzel bir deneyim oldu:)

 *** 
ve son durak Avanos ' a geldik :D sallanan köpürüyü geçdik gezindik :) 


 çanak çömlek işine de girdik :D bir kaç kişi geçti tozun toprağın kilin başına çanağını yapıverdi 5 dakikada ;)

birde binemediğimiz balonlar kaldı şimdi aklımda birtek  kapadokyaya dair. eh kapadokya deyince artık aklıma ilk onlar gelir çok şahane bir olay insanın içi gidiyor :) evet babamı dinleyip ilerde tekrar gelmeli balonla gezmeye:)


*****
velhasılı geldik mi bu gezininde sonuna
 otobüsümüze inip binmekten bitap düştük 
 yorulduk,, başımıza güneş geçti,, ateşimiz yükseldi,,
gece uyanıp başınıza havlu ıslatıp koyan bir arkadaşınız da varsa herşey pek güzeldi:) :*
yer yer sabrımız taştı gerginliğimiz arttı 
kimimiz alttan aldı kimimiz resti çekti
ah o rehber amca bizi deli etti :D

lakin mikrofonu eline alıp 'tatsızlıkları geride bıraktık hadi biraz şarkı söyleyip oynayalım arkadaşlar' diyip bize ankara havasını açan ve buna binaen birden herşeyi unutup eğlenmeye başlayan koca otobüs insan  ile bu gezi çok daha başka güzeldi :) 




 mimarlık ve tasarım klübünün her bir üyesine; elif'e ahmet sevban'a ve faruk' a aldıkları sorululuktan ve gösterdikleri bütün duyarlılıklarından dolayı teşekkürü borç bilirim :)
başları çok ağrıdı ama üstesinden geldiler:)
bizede çok keyifli bir gezi verdiler :)

efendim çok uzun tuttum sürçülisan ettiysem affola.. 

dip fotoğrafımı da hemen ekleyip kaçıyorum:)
çok gezenin mi çok magneti olur çok okuyanın mı :P


esenlikler dilerim :)



bebeklerim için ''iyi ki''lerim.. #vol2

ek gıda araç gereçlerimiz ; herkese yeniden tekrardan bir kez daha merhaba :)  bu gün bebeklerim için meşhuuurr ek gıdaya geç...