31 Ekim 2013 Perşembe

Bursa'nın ufak tefek taşlarııı,, Bursaaa'nınn..

 **bu gün bayram! erken kalkın çocuklaaar, Bursa çarşısıı bugun bizi bekleeerrr..


Bursa'nın ufak tefek taşları
Keman olmuş o yarimin kaşları
Bir omuzdan bir omuza saçları

A benim esmer güzelim
Yarimle kol kola gezelim

Meşeli dağlar meşeli
İçinde halı döşeli
Kül oldum aşka düşeli

bu akşamda yine sizlerle yurdumuzdan bir türkümüzle açılışımızı yapalım  efendim,efendiler,hanımefendiler
,
biraz geç olsada 29 ekim Cumhuriyet bayramımızı kutlarım, madem cumhuriyetimiz ilan edilmiş, madem bize de tatil verilmiş, bizde sabah erkenden kalktık Bursa'ya kaçtık. izmit-bursa arası hemen hemen 1bucuk saat bişey. ne zaman Bursa'ya yolumuz düşse orhangazi,osmangazi'yi ziyaret eder, ulucamiye uğrar emirsultana cıkar ve sonra yolumuza devam ederdik. ama bu sefer işimiz başkaydı; planlı ve programlı şekilde dedik ki Bursa çarşılarını talan edeceğiz, kozahan, bakırcılar çarşısı(bakır yok ama tamamen çeyizlik eşyalar), orhangazi çarsısı, gibi ulucami cevresindeki çarsıları dolandık :) gelinlerin neden gelip buradan bohçalarını hediyeliklerini ceyiz esyalarını aldıklarını da anlamış olduk :)


birde bayram münasebeti ile bütün sokaklar kapalı çarşılar bayraklarla donatıldığından gezmek daha bir keyifli olmuştu:)


haliyle en sevdiğimiz çarşısı KozaHan oldu :) burası 1490 yılında Sultan II. Beyazıd tarafından yaptırılmış. o zamandan bu zaman bir çok farklı amaçla kullanılsa da şu an ipekçiler çarşısı olarak hüküm sürmekte :) 
içinde genişçe bir avlusu bulunan bu hanın ikinci katı tamamen ipek ürünlerden şal ve esarpların envayi  türde çeşitlerinin bulunduğu dükkanlardan oluşan bir yer :) 

avluya açılan alt katı ise alışverişten yorulanlara şahane bir çay bahçesi 


avlu bahçenin tam ortasında ise altı şadırvan üstü mescid olarak yapılmış çok sevimli bir yapı bulunmakta 



böyle hanlar hamamlar çokmuş bursa'da ama bizim bi gunde hepsini gezmeye takatimiz kalmadı tabi,
Ulu Camii de aldık soluğumuzu yine, burası Osmanlı döneminin ilk camisiymiş, iç alanı yüzölçümü olarakda
 Selimiye'den ve Sultan Ahmet camisinden daha büyükmüş , ama tavanı alcak ve küçük kubbelerden oluştugu için onlar kadar büyük göstermiyor sanırım kendini,

 tam camiden çıkmıştım ki bi gruba rast geldim hemen takıldım peşlerine, ,insanlar biraz uyuz olmuş olabilir , bu bizim rehberimiz sen bu gruptan değilsin ne işin var diye ama ben yine de sinsi sinsi rehberi dinledim :)
bu caminin 3 kapısı var somuncu baba hikayesinden de bildiğimiz üzre, işte orta kapının sağ tarafına denk gelen yerde kapıdan ikinci pencerenin tam üstündeki kilit taşlarının hikayesini de bu sayede rehberden kapmış oldum, aşağıdaki resimde yuvarlak içine aldığım taşlar :D ben üstteki kemerin kilit taşına odaklandığım için göremedim diye fotografını çekmiştim meğer pencere boşlugunun kilit taşıymış :) herneyse
bu 3 tane taşın üzerlerinde sırası ile yahudi,müslüman ve hristiyan olmak üzre 3 farklı dinin sembolu var,

rehberin anlattığına göre ulu caminin inşaatı sırasında her dinden insanın çalıştıgının ve toplumun farklı dinlerle uyum içerisinde yaşadığını simgeliyormuş zamanın ustaları tarafından düşünülüp koyulmuş, işin bu kısmı çok hoşuma gitti,
 eve gelip bir araştırayım dedim işin aslı neymiş diye, boyumdan büyük rehber amcama inanmadım mı ne yaptım bilmem , benim bulgularıma göre de tadilat sırasında bütçe yetersizliğinden dolayı hristiyan ve yahudi camiasından bir miktar borç tahsis edilmiş ve bunu camiye bu şekilde aktarmışlar diyolla
sanırım yine de kesin bir bilgi yok biz simdilik bu ikisini bilelim bakalım

bu da emir sultan da bir hamam , malum benim bu gelin hamamları çık hışıma gittiğinden bi çekeyim demişim:)
bu arada bursa da cok güzel ipek keseler var, gelin hamamları yapanlar eminim misafirlerine öyle güzel keseleri hediye etmek isteyeceklerdir:)
  
***

 burası da Emir Sultan Camii, bildigimiz üzre Emir sultan peygamber soyundan gelen bir mübarek, içi avlulu camisini hep çok sevmiştim
yine görmeden gitmeyelim dedik


işte bu kapıdan giriyorsunuz içerisi öylesine huzurlu ki, insanın canını acıtan ne varsa sanki orda uçup gidiyor
zamanında medrese eğitimleri de yapılan bu yerde öğrenci olup kitaplar okumayı, uzun uzun düşünmeyi kim istemez ki.

ve Bursanın sokakları;

  

***
Bursa demişken iskender aslında akla gelen ilk şey ama ben postun sonuna bırakmışım nedense, tabi ki buraya gelip iskender yemeden olmaz, ki çok severim:)  burasıda bursanın en meşhur kebapçı iskenderi :)
1867 yılından bu zamana kadar mehmet oğlu iskender dededen itibaren babadan oğula kalmış ve hala devam etmekte olan yeri..

 bu arada burda menü yok , menüde de yalnızca iskender var :D çorba dahi yok :o  aşağıda gördüğünüz önünüze açtıkları serviste de mekanın tarihcesini okuyorsunuz :) keyifli bi tarih bilgisi.. velhasılı kelam mekan bahane  iskender dedenin iskenderi şahane!


bugünlük de bir gezi postunun sonuna gelmiş bulunmaktayım, çok başka amaçlarla gitmiştik bursa'ya aslında ama pek umdugumuz gibi olmadı, bir sabah uyandığımızda cok başka bir dünya ile karşılaşabiliyoruz aslında
o yüzden planlar programlar hayaller bazen yalan oluveriyor

giderken de dip fotoğraf olarak pek sevdiğim momijlerden birini ekliyecegim ; bunlar koleksiyon ürünü oldugu için bu halloween momijisi artık piyasada yokmuş ,  :( 
malum bugün günlerden cadılar bayramı,  ''aman yabancıların bayramı bize ne ! '' diyebilirsiniz lakin çocukluğumda bir zaman o bayrama tanık olmuştum ve çok keyif almıştım o günlerimin anısına ; HappyHalloween!!!



esen kalın..

28 Ekim 2013 Pazartesi

böyleymiş



sonbaharları sevmediğimden bahsetmiş miydim hiç?  bugün anladım ki sonbahar da beni sevmiyormuş.
ben kurumuş yaprakları bir araya getiriyorum , bir rüzgar yetiyor onları düşüncesizce darma duman etmeye. 

gözüm hep bomboş sandalyelere takılıyor böyle günlerde. resimde gördüğünüz babamın babaannesinden kalma sandalye ve sehpası.. gözüm bunlara takılı kalmış bu seferde,  aldım geldim evimize. baktıkca o güçlü kadını hatırlıyorum 
yılmayışlarını. bağlılığı, kararlılığı, hemen pes etmeyişleri,  

kafi diyorum kafi.




6 Ekim 2013 Pazar

mandalina neydi, mandalina emekti

     ilhan irem , füsun önal dinlemeli güzler gelmiş artık.
     bir takım sonbahar olayları. eylül bitti ya üzülüyorum.
     birde çok ihmalkar bir büşra var bu aralar ne yapacagız onu bilemiyorum!


bu nasıl bir sonbahardır efendim  !. en sevmediğim  ! kışlıkları çıkartmaktan, kalın kalın giyinmekten, botlara dönüş yapmaktan nefret ediyorum  ! burnum üşüyor benim ! keza ellerim.
bir tek kürklü kıyafetlerimden sevimli eldivenciklerimden ve telefuzunda güçlük çektiğim şemsiyemden çok memnunum .  onlar iyi ki varlar nokta. :)
o resimdeki topcukumsu yeşil ;  mandalina olmak hayaliyle oracıkta büyüyen gelişen kendi halinde bir meyvecik :) inşallah içinden minnak mandalina dilimi çıkarda sevindirir beni. üstüne de yagmur yagmış kıyamam  . işte mandalinanın bile hayali varmış e bilen bilir  enginarında kalbi var...    
ben insannn değilmiyimmmm dırırırıdııdııdmm 
mandalinanın hayalleri demişken tabi bir de intikamı da var . planlı bir şekilde bana komplo kurduğu çoktur. dün gözüme fışkırdı mesela ben soyarken. ne kadar  da ayıp ya ! mandalina bile bunu yapıyorsa insanlar ne yapar OF ! :D instagramda da bahsetmiştim ki bende onu öylece bıraktım ne hali varsa görsün!
hıh!


hayal demiştim evet. 
bir insanın hayalleri değişirmi, yada ne zaman kurulmaya başlar düşler, ne vakit bir çam agacı dikmeye karar verir bahcesine , kışın dökülenleri gördüğü zaman mı? kaybetmekten korktuğu an mı?
= kafamda deli sorular =


ben kimseyi tanıyamıyorum , tanıdığımı sandıklarım ve hiç tanıyamadıklarım var..  ay ben kendimi bile tanıyamıyorum yahu :D hatta mandalinayı bile 
bir başkası ne haddime. '

hayaller demiştim ya. işte hiç alakası yok onların benimle. ne gittigim yol ne verdiğim tepkiler, öyle ki bazen ne düşündüğümü dahi bilmiyorum, insan kendi kendine 'ne düşünüyorsun büşra' diye sorar mı efendiler. soruyorum işte.
hatalıysam muhakkak psikologumu arayın ! :D

velhasılı kelam bundan gayri kısa postlar hazılarayacagım. hatta post hazırlama işini telefonumdan yapmaya karar verdim çünkü bilgisayarın başına çizim yapmaktan başka hiç bir bahaneyle oturamıyorum bu sıralar. 
şaka bir yana içimde ''milyon tane bakla'' var çıkmasınlar diye de lafı uzatmayayım diyorumm burada postumu bitiriyorum
'konuşamıyorum o halde susayım' 
 bütün sukutkar halimle giderken de dip fotograf eklemekten hiç geri kalmıyorum :)

dip fotograf : şu sıralar ın anısına:) 





pek kıymetli nar ağacım ve ben esenlikler dileriz :)




bebeklerim için ''iyi ki''lerim.. #vol2

ek gıda araç gereçlerimiz ; herkese yeniden tekrardan bir kez daha merhaba :)  bu gün bebeklerim için meşhuuurr ek gıdaya geç...